12 Mart 2013 Salı

18.Hafta derken 4. Ay'ı bitiriyoruz!

Hamileliğimi ilk öğrendiğimde bebeğim henüz 6 haftalıktı. Bu sürecin en fazla 41 hafta süreceğini öğrendiğimde, bebeğimi kucağıma almak için çok fazla bekleyeceğimi düşünmüştüm.Gerçekten de , ilk 10 hafta çok zor geçmişti. Sonrasında ise nasıl geçtiği anlamadım.
Sanırım durumu kabulleniyorsunuz ve bir süre sonra anne olacağınız fikrine alıştığınız için düşüncelerinizi sadece bebek sahibi olacağınıza sabitlemiyorsunuz.


Cinsiyet belli olunca hazırlıklar tabi ki başladı. Zıbınları, hastane çıkış setlerini, bereleri,minicik eldiven ve çorapları oğlum için büyük bir özenle seçerken yaşadığım mutluluk anlatılmaz değil sadece yaşanır cinsten. Yaklaşık 5-6 yıldır hem çok daha hesaplı olduğu için hem de çok daha fazla çeşide aynı anda ulaştığım için internetten alışveriş yapmaktan keyif almaktayım. Bebeğimin kıyafetleri için de etrafımdaki insanların da oldukça memnun kaldığı "Butikbebe" ve "Unnado" gibi alışveriş sitelerini size de önerebilirim.

Yine, her zaman takip ettiğim "Markafoni" çocuk bölümünde de iyi markaların indirimli kampanyalarını da kaçırmamaya çalışıyorum. Sonuçta elbette hepimiz bebeğimizin şık olmasını, Onu (bebekken fark etmeyecek olsa da) güzel güzel giydirip fotoğraflarını çekip ilerde O'na büyük bir gururla göstermek istiyoruz. Ama, eskilerin söylediği gibi "çocuğun yediği helal, giydiği haram." Yani, çok kısa bir süre giyeceği kıyafetler için de çok fazla para vermemiz aile ekonomimiz açısından önemli. Bu nedenle indirim ve kampanya bizim için bulunmaz bir nimet. Hem emek harcayıp araştırıp aldığınızda kendinizi daha iyi hissediyorsunuz emin olun!

Hazırlıklar elbetteki keyifle doğuma kadar devam edecek.
18. hafta hem bebeğin gelişimi hem de anne için önemli haftalardan biri. 



Öncelikle, bebeğin beyin gelişimi bu haftalarda oldukça hızlanmış durumda. Bu nedenle de omega ve kalsiyum kaynakları balık, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et ve özellikle cevizi bolca tüketmemiz gerekiyor. 

Bebeğimiz bu haftada kendine uygun bir uyku pozisyonu seçtiği gibi artık ara ara uyuyup uyanmaktadır. Ve bence en tatlısı parmağını emmeye başlaması. Bazı bebekler anne karnında baş parmaklarını fazlasıyla emdikleri için bu parmaklarının etrafı kabarcık olmuş şekilde doğarlarmış. Çok sevimli değil mi :)




Biz annelerde ise iştah ve kilo artışı hızlanmakla beraber kendi açımdan söyleyeyim, hareketlerimde ağırlaşma başlamış bulunmakta. Bel ve sırt ağrıları hissetmekle beraber, başladığım yürüyüşlerle bunun azalacağına inanmaktayım. Ve bu aralar en fazla hissettiğim sıkıntılardan biri burun tıkanıklığı ki bunun da nedeni; artan östrojen hormonu ve kan volümüne bağlı basınç nedeniyle burnun içindeki etlerin şişmesiymiş. Size tavsiyem ki bana doktorumun da tavsiyesi eczanelerde de satılan doğal okyanus ya da deniz suyu spreylerinin kullanılması. Elbette, siz de doktorunuza danışmadan bilmediğiniz ilaçları özellikle de gebelik döneminde sakın kullanmayın. 



























8 Mart 2013 Cuma

Şiddet ve İstismara Uğrayan Tüm Kadınlar İçin

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne uygun olarak İstanbul'da bugün hava çok güzel.
Tüm kadınların bu özel günü kutlu olsun.
Bence Sevgililer Günü, Yeni Yıl hatta  doğum günü, evlilik yıl dönümü gibi artık kapitalist dünyaya hizmet eden özel günler bir yana 8 Mart Dünya Kadınlar günü her anlamda çok özel ve özellikle kadın cinayetlerinin artık canımıza tak ettiği şu günlerde oldukça anlamlı.

Neden bu anlamlı gün 8 Mart'ta kutlanmakta?

8 Mart 1857 yılında New York'da yaklaşık 40 bin dokuma işçisi daha iyi koşullarda çalışma talepleri için bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin sert müdahalesi ve işçileri fabrikaya kilitledikten sonra çıkan yangında çığu kadın 129 kişi can verdi. Kadın işçilerin katledilişi nedeniyle, 1910 yılında Kopenhag'da toplanan Uluslararası Sostalist Kadınlar Konferansı'nda 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak belirlendi.
1975 yılında da, BM tarafından Dünya Kadınlar Günü ilan edildi.




Şüphesiz kadın olmak daha fazla fiziksel ve ruhsal istismara açık olmak anlamına geldiği için zor. Eğitimli olmak, iş sahibi ve kendi ayakları üzerinde duruyor olmak tabi ki bir korunak. Ancak şiddet ve istismar olduğu sürece tümüyle korunaklı olmak imkansız görünüyor.


Her gün gazetelerden tanık olduğum kadın cinayetleri ve özellikle şu an Hindistan'da gündemde olan kadın tecavüzleri haberleri gerçekten çok canımı yakıyor.
Ülkemdeki kadın cinayetleri konusunda hiç kimsenin üzerine düşeni hakkıyla yapmadığını düşünüyorum. Özellikle, ataerkil, muhafazakar ve iki bacak arasındaki namusu her şeyin üzerinde tutan mantalitenin güç kazanması nedeniyle bırakın cinayetlerin durmasını sayısındaki artışın durabileceğini dahi düşünmüyorum. Tüm bu kamu spotlarının, protestoların, direnişlerin de bir çözüm olacağını sanmıyorum.
Belki fazla karamsarım, bu konuda bana kızabilirsiniz.
Ama, karısını ya da hayatındaki kadını öldüren erkeklerin ne idam ne ömür boyu hapis gibi cezai yaptırımlarla buna son vermeyecektir. 
Çünkü sözde namus temizlemek sonunda nasıl bir ceza olursa olsun mübah. 
Çünkü,  namusunu temizlemeyen erkeğin, yaşadığı toplumda barınması imkansız.
Çünkü, kadın gördüğü şiddete dayanamayıp boşanmak istediğinde ailesi de dahil herkes karşısındadır.
Çünkü, devletin koruma altına aldığı kadınlar yeterince korunmadığı için en ufak bir ihmalkarlıkta öldürülmektedir.
Çünkü, bizim yasalarımız mağdurların, mağdurlukları kanıtlanıncaya yani öldürülünceye kadar işlemez. Ve bu yasaların düzenlenmesi yılları alır. Ama vergi ya da devlete rant getirecek bir mevzu hakkında TBMM'den hemen hatta anında yasa çıkabilir. 

Çünkü, biz Türk kadınları kadına değer veren erkek çocukları yetiştiremedik. 
Maskülenliği, şiddeti destekleyen bir mantalitenin kurbanları olarak aynı bakış açısıyla erkek çocuk büyüttük. Erkek çocuğumuz, çapkın olup kadınları değersizleştirdiğinde gülüp böbürlendik.  
Kız çocuğumuza kurallar koyarken erkek çocuğumuzu denetimsiz bir şekilde özgürleştirdik, şımartarak büyüttük. Erkek çocuk doğuramayan kadınları aşağı gördük. 

Bu liste çok uzar. Eminim benimle aynı fikirde olan kadınların da söyleyecekleri çok şey vardır.
Bir erkek annesi adayı olarak ama ondan önce bir kadın olarak, tüm şiddet gören, öldürülen, tecavüze uğrayan, istismar edilen kadınların fiziksel olarak hepsine gücüm yetmese de kalben destekçileriyim.

Onlar için her zaman dua ediyor olacağım. 
Tekrar kadınlar gününüz kutlu olsun.

4 Mart 2013 Pazartesi

17. Haftanın Mutlu Haberi


Cumartesi günü öğrendik ki bir oğlumuz olacak....
O günden bu yana da aile, arkadaş toplantısı derken hafta sonunun nasıl geçtiğini anlamadım.

Şüphesiz bebeğin cinsiyetini öğrenmek O'nu biraz daha net hayal etmemize, isim çalışmalarına yoğunlaşmamıza ve alacağınız her şeyin rengine ve tarzını daha kolay seçmemize yardımcı olacak.Ha bir de artık erkek olduğunu bildiğim için, miniğime "oğluşum" olarak seslenebiliyorum ve bu beni ciddi anlamda mutlu ediyor.

Gebeliğin 17. haftasındayım ve şüphesiz bulantılarım azaldığı için kendimi daha iyi hissediyorum.Dün baya kalabalık bir arkadaş grubumuzu brunch için evde ağırladım.Ve eskisine oranla çok daha çabuk  yorulduğumu özellikle gece yatarken ağrıyan bacaklarımdan ve belimden anladım.Bugün de maalesef bu yorgunluk devam etti. Anladım ki, her ne kadar misafir ağırlamayı çok sevsem de bundan sonraki 5 ay boyunca benim misafir olmam gerekiyor. Ve beden yorgunluğuyla birlikte bugün itibariyle kafamı da toparlayıp bitirmem gereken yazıları yazmakta konsantrasyon problemi yaşamaya başlamış oldum.İşim yazarlık olduğundan sanıyorum önümüzdeki bu 5 ay benim için oldukça zorlu geçecek.

Her neyse, her türlü zorluğa rağmen içim kıpır, kıpır... Günlerin hızlıca geçmesini istemekle birlikte, bir an önce oğlumu kucağıma alacağım günü iple çekiyorum.
Doktor kontrolüm sırasında, şimdiye kadar her ay bir kilo aldığımı ölçümledik ki olması gereken sınırlarda ilerlemek beni sevindirdi. Sadece 6 aydan sonra bir çok hamileden duyduğum ve gördüğüm kadarıyla daha fazla kilo alınmaya başlıyormuş. Doktorum ise bunun bünyeden bünyeye değişebileceğini söyledi.

Bu süreci yaşana anne adayları, tecrübelerinizi blogum'daki yorum kısmından benimle paylaşırsanız çok çok sevinirim.

1 Mart 2013 Cuma

Acemi Bir Annenin Güncesi


Merhaba,

Hamileliğimin 16. haftasında olmama rağmen gerek yoğun mide bulantıları, sinir, stres, "neler oluyor bedenime?", "peki bundan sonra neler olacak?" endişeleriyle geçen 4 ayın sonunda hep aklımda olan bu blog'u yazmaya henüz vakit bulabildim desem pek inanacağınızı sanmam :)
Ben 16 Aralık'ta hamile olduğumu öğrendiğimden bu yana kitaplığıma sığmayan gebelik ve annelik hakkındaki kitapların yanı sıra internetteki hemen hemen her bilgiyi, her yorumu okudum desem yeridir sanırım. Bu iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi bilemiyorum. Çünkü internette gördüğünüz her bilgi doğru bilgi olmadığı gibi sizi yanlış düşüncelere ve aksiyonlara da itebiliyor. Ancak, okumaktan hem çok keyif aldığım hem de çok şey öğrendiğim benim gibi hamile arkadaşlarımın deneyimlerini anlattıkları kişisel bloglar oldu. Diğer hamilelerin yaşadıklarını ve deneyimlediklerini öğrenmek bana yalnız olmadığımı hatırlattığından olsa gerek sanalda olsa bu etkileşim bana oldukça sıcak geldi.
Bu sebeple de umarım sizler de beni takip edersiniz, umarım bu blog'u interaktif bir şekilde sizinle bir arkadaşlık platformu haline getiririz.

Evet, hamileliğimi 16 Aralık'ta evde yaptığım idrar testi ile öğrendim; 19 Aralık'ta da ultrasonda kesenin görünmesiyle de süreç başlamış oldu.


Ben 33 yaşındayım tabi ki  günümüz modern toplumunundaki birçok kadın gibi üniversite, iş hayatı, kariyer gibi öncelikler nedeniyle bebek sahibi olmak için geç kaldım. Bebek sahibi olmaya karar verip, yaklaşık üç-dört ay sonra hamile olduğumu öğrendikten sonra eşimle birlikte hayatımız yön değiştirmeye başladı.

Maddi sorumluluklar daha da ağırlaştı ama çok çalışmak eskisi kadar batmıyor.Çünkü her şey minik bebeğimiz için...
Benim durumumdan dolayı özlememize rağmen içkili ve gece geç saatlere kadar süren arkadaş ortamlarına gidemiyoruz; olsun!
Eskisi gibi kendimizle değil doğmasını dört gözle beklediğimiz minik bebeğimizle meşgulüz. Sohbetimizin ana odağı o oldu. İsmi ne olacak? Kime benzeyecek? Vs.

Bu geçen dört ayın sonunda karnım bir hafta içinde bayağı fark edilecek şekilde büyüdü. 16. haftada olmama rağmen kimi zaman kasıklarımda bir yoğunluk ve baskı hissetmekteyim ki bu bebeğin hareketleri mi emin değilim. Yarın doktoruma soracağım.
Eskisine göre çok çabuk yorulmaya başladım; kısacık bir yürüyüşten sonra uzanmamla beraber hemencecik uykuya dalabiliyorum.
Ve şu an merakla beklediğimi şey; miniğimizin cinsiyeti... 13. haftaki 2'li testte doktor erkek olabileceğini söylemişti. Yarınki doktor randevusunda net olarak belli olacak ki içim içime sığmıyor diyebilirim.

Bu arada size bir tavsiye; hamilelik yorgunluğun ve halsizliğin fazlasıyla hissedildiği bir dönem biliyorsunuz. Bu dönemde özellikle sabah aç karnına içtiğim bir kaşık dut pekmezi çok iyi geldi. Özellikle emzirirken de bu vitamin deposu gıdanın çok iyi geleceğini hem doktorlar hem de eskiler ısrarla söylüyorlar.

Yarın yine yazacağım; anlatacak ve paylaşacak çok şey var!